Teyzem kıskançlığından daha fazla dayanamayıp domaldı

Ankara’da yaşayan bir gencim. Ama İstanbul’da yaşayan bir teyzem var. Eskiden sık sık onlara giderdim ama son zamanlarda gelmemiştim. Ben memur olarak İstanbul’a atanınca hayatım tamamen değişti. Buraya geldim ve tabi teyzemlerde kalmaya başladım. Amacım bir an önce kendime bir ev tutmak ve oraya taşınmaktı. Teyzem ve eniştem çok iyi insanlardı ama ben yinede onlarda kalmak istemiyordum. Çünkü başkasına yük olmayı seven biri değildim. Bir de çekiniyordum belki teyzem istiyordur ama eniştem istemezse diye düşünüyordum. Biz teyzemle çocukluğumdan beri çok iyi anlaşırız. Daha bekarken her şeyi birlikte yapar birlikte gezer eğlenirdik. Tabi evlenip İstanbula yerleşince bu durum tamamen değişti. Neyse ben kesin yerim belli olunca İstanbula geldim. Bir süre teyzemlerde kaldım ama artık kendi evimi aramam gerekiyordu. Teyzem bu duruma çok üzülecekti ama yine de onunla konuşmaya karar verdim.
Bir gün eniştem evde yokken teyzeme konuşmak istediğimi söyledim. Tabi yine tüm içtenliği ile evet canım ne yapabilirim senin için dedi. Ben de teyze size daha fazla yük olmak istemiyorum kendime bir ev tutacağım dedin. Ama teyzemin bir anda surat ifadesi değişti. Saçmalama ne yükü hiçbir yere gidemezsin dedi. Teyzem hem çok tatlı hem de çok seksi bir kadındır tam bir hanımefendidir. Ben teyzeme itiraz ettim. Ama teyzem bir anda ağlamaya başladı ya gitme sen bizim evin neşesi oldun enişten de çok seviyor seni dedi. O an teyzeme gerçekten üzüldüm ama yine de teyze benim kız arkadaşlarım olacak ve ihtiyaçlarım var burada yapamam dedim. Sakin bir şekilde beni dinledi. Sonra da bana kız arkadaşın mı var dedi. Ben de evet ama çok önemli değil sadece takılıyoruz dedim. O kadar şey anlattım teyzemin buna takılması beni şaşırtmıştı.
Ama beni asıl şaşırtan bundan sonrası oldu. Çünkü teyzem bir anda elini bacağıma attı ve madem ihtiyaçlarını gidermek istiyorsun o zaman benimle gider dedi. Resmen şoka girmiş bir halde onun yüzüne bakakalmıştım. Teyzem bildiğin kendini bana becertmek istiyordu. Ondan hiç böyle bir şey beklemiyordum ve daha önce gerçekten aklımdan hiç böyle bir şey geçirmemiştim. Sonra cesaretimi topladım ve tamam dedim. Ben tamam der demez teyzemin ilk yaptığı elini aletime atmak oldu. Sonra da aletimi dışarıya çıkardı. O kadar heyecanlıydım ki heyecandan aletim bile sertleşmiyordu. Teyzem de onu kaldırmak için bir süre okşadı ve olmayınca da ağzına aldı. Biraz emince aletim resmen teyzemin ağzında büyüdü.
Artık ikimiz de tamamen azmış bir haldeydik. Hemen ayağa kalkıp beni çırılçıplak soydu. Kendisi de soyunduktan sonra hadi canım beni becer artık beni dedi. Hemen onu elinden tuttum ve yatak odasına götürdüm. Teyzemi eniştemle aşk yaşadığı yatakta becerecektim. Hemen beni yatağa fırlattı ve direk üstüme atlayarak o aletini artık istiyorum dedi. Daha önce teyzemi hiç böyle görmemiştim. Ben daha bişey yapamadan hemen aletimin üzerine oturarak içine aldı ve aletimin üzerinde zıplamaya başladı. Bu kadar olamaz diyordum kendi kendime hemen göğüslerini yakaladım ve okşamaya başladım. Teyzemin üzerimde zıplarken kullandığı tahrik eden sözler beni daha çok tahrik etmişti. Becer beni adi herif uydur parçala vajinamı dedikçe azıyordum. En sonunda yoruldu ve bu defa ben alttan teyzemin vajinasına çakmaya başladım. Matkap gibi girip çıkıyordum teyzemin vajinasına ve yaklaşık yarım saat bu şekilde becerdim onu. Sonunda ikimiz de boşalıp rahatladık.

Köydeki Komşumuza Daha Fazla Dayanamadım

Merhaba erotik hikaye okurları sizlere köyde yaşanmış bir seks hikayem den bahsetmek istiyorum. Hoşunzua gideceğinden emin olduğum bu seks hikayemi okuyan herkese keyifli seksli dakikalar dilerim.Daha 18 yaşlarındayken başımdan geçen bir olayı anlatacağım. Köyümüzde üzüm yetiştiriyorduk. Üzümler olgunlaşmaya başladığında, kuşlardan üzümleri korumak için bekçilik yapmak gerekiyor. Bilhassa Sığırcık dediğimiz kuş cinsinden. Bunlar sürü halinde dolaşıp, sabah ve ikindi vakitlerinde, hava biraz serin olduğunda üzüm bağlarına gelirler. Böyle birkaç sürü bağa indikten sonra da o yılki üzüm hasadından pek faydalanılamaz. Ben de sabah ve ikindi vakitlerinde üzüm bağında bulunup kuşlardan üzümleri koruyordum.
 
Hemen bizim bağımızın yanında teyzemlerin de bağı vardı. Oranın da koruma görevini benden 1 yaş küçük olan teyze oğlu Nesim üstlenmişti. Bir gün ikindi vaktinde, Nesim yanında kardeşi Nesime’yi de getirmişti. Nesime’yi görünce gözlerim ışımıştı. Çünkü küçükken Nesime ile oyun oynarken, hep kaçamak yapar, organlarımızı birbirine sürterdik. O zamanlar bunun karı koca arasında yapılan sıradan bir iş olarak biliyorduk.
Yine de bunu başkalarından gizlerdik. Şimdi ise durum değişmişti. Ben 18 yaşında, o da 17 yaşındaydı. Çoktandır da bunu yapmıyorduk. Nesime’yi görünce ister istemez bunlar aklıma gelmişti. İçimden acaba yine yapar mıyız diye geçirdim. Vaktin daha neşeli geçmesi için oyun oynamayı teklif ettim. Sevinerek kabul ettiler. Oyun olarak da saklambaç oyununu seçmiştim. Bu Nesime’yle baş başa kalmak için iyi bir plandı. Çünkü teyzemlerin bağı çok gürdü. Nesim korktuğu için bağın ortalarına kadar yalnız gidemiyordu. Eğer biz ortalara gidip saklanırsak bulunmamız çok zordu. Hemen ebe seçimi için tekerleme söyleyerek saymaya başladım.
Nesim ebe olmuştu, tabii benim sayemde. Nesim bağın kenarındaki erik ağacına dönüp, gözlerini kapatarak 100 e kadar saymaya başladı. Ben de Nesime’nin elinden tutarak, hızla bağın içlerine doğru koşmaya başladım.
Nesim’in saymasının bitimine yakın kendimizi yere attık. Görünmemiz imkansızdı. Fakat bu benim için yeterli değildi. Nesime’ye daha iyi saklanmak için bağın içlerine doğru gitmemizi söyledim. Neredeyse sürünerek bağın içlerine daldık. Geniş bir üzüm omcasının (biz de üzüm ağacına omca derler) altına girdik.
Burası hem bulunmamızı engelleyecek, hem de rahat hareket edebileceğimiz bir yerdi. Şimdi iş Nesime’yle konuşmaya gelmişti. Nefeslenirken, çocukluğumuzu ona da hatırlattım. Yüzü kızardı, ama cevap vermedi. Şimdi çocuk değildi tabii. Genç kızlığa adım atmaya başlamıştı. Göğüsleri kabarmış, elbisesinden belli oluyordu. Boyuyla posuyla bir içim su olmuştu. Alıcı gözüyle onu baştan ayağa doğru bir süzdüm. Çocukluğumuzda yaptıklarımızı, şimdi de yapmak istediğimi söyledim. Kabul etmedi ama bana sert bir karşılık da vermemişti. Onu ikna etmek için bir şeyler yapmam gerekiyordu. Bağ evinde benim bir süs eşyam vardı. Onu görünce çok beğenmişti. Birden aklıma o süs eşyası geldi. Eğer kendisini biraz sevip okşarsam, o süs eşyasını Ona vereceğimi söyledim.
Ama bugün eve giderken götürürüm dedi. Kabul dedim, tabii sevinerek. Yanıma gelmesini söyledim. Hemen gelip yaslandı bana. Demek ki o da istiyormuş ama naz yapıyormuş. Boşuna dememişler kız evi, naz evidir, diye. Yüzünü okşamaya başladım. Sonra dudaklarım yüzünde dolaşmaya başladı. Kulağını hafifçe ısırdım. Ellerim ise göğüslerine inmişti. Yeni tomurcuklanan göğüsler avuçlarımı dolduruyordu ve taş gibi serttiler. O da boş durmuyor, ellerini sırtımda dolaştırıyordu. Demek ki göğüslerini okşamam hoşuna gitmişti. Elimi tişörtünün içine soktum.
Ellerim direk göğüslerini buldu. Sutyen takmamıştı. Takmasına gerek de yoktu. Çünkü sutyen takılacak büyüklükte değillerdi. Elbisesini yukarı sıyırarak göğüslerini açığa çıkardım. Uçları pembeydi. Okşanmaktan irileşmeye başlamışlardı. Hemen ağzımı yanaştırıp emmeye ve yalamaya başladım. Bu çok hoşuna gitmiş olmalı ki, kısık kısık iç geçiriyordu. Bu beni daha da heyecanlandırmıştı. Tabii benim oğlanın durumunu anlatmama gerek yok. İyice sertleşmiş ve pantolonumu zorluyordu. Onu hemen açığa çıkarmaya niyetim yoktu. Çünkü orada çocuk pipisi yerine artık koca bir dev vardı. Nesime’nin bunu görüp de ürkmesini istemiyordum.
Sıra şimdi aşağılara gelmişti. Elimi donunun üstünden şeftalisine sürttüm. Sonra da yavaşça donun içine kaydırdım. Bura da kilotla karşılaştım. Bunun da içine elimi sokmak zor değildi. Fakat elimi, kilodunun sıkılığından dolayı rahat hareket ettiremiyordum. Bunun farkına vardı ve kendisi donunu kiloduyla birlikte dizlerine kadar indirdi. Artık rahattım. O zamanlar hiç oral deneyimim olmadığı için, ne o benim muzumu, ne de ben onun şeftalisini yalayıp öpmedik. Yine de elimle okşamam çok hoşuna gitmişti. Bunu elimim ıslanmasından anlamıştım. Şimdi sürtelim mi dedim. Tamam dedi. Benim kini de serbest bıraktım. Bir an gözleri takılı kaldı. Ne kadar da büyümüş dedi. Senin için fark etmez dedim. Nasıl olsa sadece sürteceğiz. Üzerine uzanıp organlarımızı birbirine sürtmeye çalıştım, pek de başarılı olamadım. Donunu hala tam çıkarmadığından bacaklarını açamıyordu. Bunun böyle olmayacağını, donunu çıkarmam gerektiğini söyledim. Başını sallayarak, kabul etti. Hemen donunu çıkardım ve yeniden üzerine uzandım. Şimdi rahat hareket edebiliyordum. Organlarımız birbirlerine sürtünerek iyice ıslanırlarken, ben de göğüslerini okşayıp öpüyordum. Artık iyice kendini bana bırakmıştı. Acayip sesler çıkarıyordu. Ben de iyice ıslanan şeftalisinin kapısını hafif hafif yoklamaya başlamıştım. Niyetimi anlamıştı, fakat ses çıkarmıyordu. Anlaşılan O da devam etmek istiyordu. Ben ise ne kadar uğraşsam bir türlü sikimi ona sokamıyordum. O kadar ıslak olmasına rağmen, çok dardı. Başı bile girmiyordu. Bu arada benim daha önce hiç kimseyle ilişkiye girmediğimden dolayı, tecrübesizliğimin etkisi de çoktu. Aklıma bir çözüm geldi. Onun, benim üstüme çıkarak oturması. Bu pozisyonda şeftalisinin, bacaklarının çok ayrılmasından dolayı bana kapısını açacağını düşünmüştüm. Hemen yere yattım ve gelip üzerine oturmasını söyledim. Kalktı ve tuvalete oturur gibi kendisini sikime doğru bastırmaya başladı. Benim beceremediğimi o becermişti. Sikimin başı içindeydi. Bu ne kadar sıkılık, acayip baskı vardı sikimde. O da durdu. Galiba daha ileriye gitmeye niyeti yoktu. Neden durduğunu sordum. Çok acıyor dedi. Çıkmak istedi. Ben ellerimle omuzlarından tutup hızla üzerime doğru bastırdım. Bir çığlık kopardı. Bu arada benimki de taa dibine kadar oturmuştu. Hızla nefes alıp vermeye başladı. Bayılacak sandım neredeyse. Öylece kaldım. Yine de ellerim omuzlarında çıkmasına engel oluyordum. Bu bir müddet nefeslenmek Onu kendine getirdi. Hiç hareket etmiyordu. İlk başta ben de ne yapacağımı şaşırdım. Sonra aklım başıma geldi, ellerimi beline indirerek Onu hafifçe yukarı kaldırdım. Sonra yine aşağı bastırdım. İlk başlarda bırak yapma derken, sonra kendisi hareketlenmeye başladı. Ben de idareyi tamamen ona bıraktım. Tempolu hareket ederken birden hızlanmaya başladı. Kendisini belinden arkaya doğru attı. Elleriyle yerden destek aldı. Titremeye başladı. Aynı zamanda sıkı olan şeftalisi de kasılmaya başladı. Sikimi bir sıkıyor, bir gevşiyordu. Sonunda derin bir oh çekti. O zaman ne olduğunu anlamamıştım. Ama bu onun orgazmıydı.
Ben ise hala boşalamamıştım. Onun durması hoşuma gitmedi. Yine belinden tutup indirip kaldırmaya başladım. Vıcık Vıcık olan şeftalisine ben de sıvılarımı bıraktım. Boşaldıktan sonra ellerim onu serbest bıraktı. Yavaşça yukarıya doğru kalktı. O da ne sikim kıpkırmızı olmuştu. Bekaret meselesi ilk kez aklımıza geliyordu. Ne yapacağımızı şaşırdık. Sonra da kimseye söylemeyip beklemeye karar verdik. Üzerimizi toparlayıp. Bağdan dışarı doğru yürüdük. Onun yürümesinde bozukluk vardı. Nesim bizi bulamayınca erik ağacını çıkıp, etrafı gözlüyormuş. Seslerimizi de duymuş olabilirdi. Kardeşine baktı. Bize kızdı. Böyle oyun olmayacağını söyledi. Bizim başka bir şey yaptığımızı bildiğini falan söyledi. Nedense O da şüphelendiği halde, her şeyi unutmaya hazırdı.
Daha sonra Nesime başka ilden birisiyle evlendi. Bekaret sonunu nasıl çözdü bilmiyorum. Ben ise evli olmama rağmen, hala Onu arzuluyorum. Bir fırsat çıksa da Onunla yeniden.

Erkekler Makyajlı Kadınlarla Seks Yapmayı Daha mı Fazla Sever?

Kadınların en önemli silahı hiç şüphesizki makyajdır. Kadınalr makyaj yapmayı oldukça severler. Dünya üzerinde deyüzlerce makyaj malzemesi üreten firma vardır. Kadınlar yüzlerindeki kusurlarımakyaj sayesinde kapatıp daha kusursuz ve daha güzel bir yüze sahipolabilirler. İnternet üzerinde bir çok makyajsız kadına makyaj yapıldıktansonraki hallerini gösteren videolar bulunmaktadır. Bu videolarda da kadınlarınmakyajla nasıl güzelleştiğini görebilirsiniz. Ancak makyaj kadınlar için nekadar önemliyse bazı erkekler içinde karşı cinsin makyajlı olup olmaması okadar önemlidir. Bazı erkekler makyajlı kadınları severken bazı erkekler dedoğal güzellikteki kadınlardan hoşlanırlar. Bazı erkekler makyajlı ve olgungözüken kadınları isterler çünkü makyajın çekici etkisi de bulunmaktadır. Yanierkekkler makyaj sayesinde bir kadına ilgi ve cinsel açlıkta bulunabilir. Durumböyle olunca erkekler makyajlı kadınlarla seks yapmayı daha çok severler. Hattapornolarda da doğal kadınlar yerine makyajlı kadınları izlemeyi tercih ederler.Sitemizde makyajlı bir çok kadının pornosuna ulaşabilirsiniz. Kaliteden ödünvermeyenlerin sitesi olarak bilinen sitemizden hd pornolara, Zencipornolarına ve sarışın Rus çıtırlarının bulunduğu Rus pornolarına daulaşabilirsiniz. Ancak izlediğiniz amatör pornonun Türkçe olması sizi daha fazlaazdırıyorsa türk porno sayesinde kendinizi tatmin edebilirsiniz. 

Komşumun evladı daha fazla dayanamayıp beni becerdi

Selam sex hikaye tutkunları ve takipçileri. Ben Nesrin. 32 yaşında 163 boy 51 kg bir çok kişiye göre ve kendime göre güzel bir kadınım. Evde çok rahat giyinirken dışarıda da tam aksine daha düzgün giyinen biriyim. Güzelliğimi ve seksiliğimi evdeyken kocama sergilemekten çok hoşlanırım. Tabi evdeki seksi halimi gören sadece kocam değil. Komşuların evlatları da arada sırada denk gelince beni evde seksi kıyafetlerle gördükleri oluyor. Komşularımdan bazıları evdeyken dışarıda seni bu kadar güzel ve seksi göremiyoruz dedikleri zamanlarda oldu. Gerçekten de evdeyken rahat giyindiğimden dolgun ve kıvrımlı vücudumu dar kıyafetlerle görenler şaşırıyor.
O gün kapının zili çaldığında elimdeki toz bezini bir kenara fırlatıp telaşla açmaya gittim. Kapıda komşunun oğlu Hayri vardı. Annesine sabah söylemiştim gelmesi için… Evde eşyaların yerini değiştirmeye karar vermiştim ama birinin yardımı olmadan yapmam imkansızdı. Aklıma Hayri gelmişti hemen… Güçlü kuvvetli çocuktu, 18 yaşında, okulun güreş takımındaydı. Pehlivan gibi bir şeydi.
“Nevin abla, beni çağırmışsın, annem gönderdi” dedi her zamanki sıkılgan tavrıyla…
“Gel Hayricim ya… Eşyalar çekilecek, temizlik yapıyorum, nolur bana yardım ediver bir iki saat, olur mu?” dedim içeriye alırken…
“Tabi abla… Ne demek, emrin olur?” diyerek içeri girdi. Ben de kapıyı kapatıp arkasından giderken başımı kaldırmış, boyuna posuna bakıyordum oğlanın… 1.80’den fazlaydı herhalde… Üzerine giydiği geniş tişört dar geliyor, omuzları, sırtındaki kasları tişörtün kumaşını germişti. Küçüklüğünden beri tanıdığım, elime doğmuş minik oğlan, bir iki sene içinde hayvan gibi bir şey olmuştu.
Salona gidene kadar giden o kısacık sürede oğlanın pehlivan yapısına baka baka iç geçirdim. On yıllık evliydim. Kocam kamyon şoförlüğü yapıyor, bir gitti mi on gün gelmiyordu. Ben de evde yalnız başıma, her işe, her şeye yetişmeye çalışıyordum. Geceleri yalnız yatması da yanında bonusu… Bu bahçeli, müstakil kocaman evde genelde kocasız, yalnız başıma ömrüm geçiyor. Koca iki haftada, üç haftada bir gelecek de, benimle sevişecek de…
İşe başlayınca bu düşünceleri silip attım kafamdan… Hayri ile beraber eşyaları çekmeye, altlarındaki zeminin tozunu almaya başladım. Odanın içi karma karışık olmuştu, nerdeyse geçecek yer yoktu. Çektiğimiz eşyaların altını silmek isterken mecburen ayakta domalır vaziyete geliyordum.
O vaziyette altımdaki diz hizası etek sıyrılıyor, baldırlarım falan meydana çıkıyordu. Elimde bez, kova filan olduğundan çekiştiremiyordum da… Hayri eşyayı çekmek, kaldırmak için tam arkamda olduğundan çekiniyordum biraz… Ama öyle şeyler düşünmez herhalde, ne de olsa benim elimde büyüdü diye düşünmüştüm…
Elimdeki bezi su dolu kovada temizlemek için aniden arkama döndüğümde, benim o sıkılgan Hayri pantolonun üzerinden yarrağını okşuyordu. Bir an göz göze geldik, telaşla elini önünden çekti. Bir şey demedim, genç ne de olsa dedim kendi kendime…
Kovayı kenara bıraktım, koltuklar ortada olduğu için Hayri’nin yanından geçmem gerekiyordu. Ama koltuğun bir kenarını tutan Hayri hiç kıpırdamadan duruyordu, mecburen kalçamı yanından ona sürtünüp geçmek zorunda kaldım. Sonra koltukları yerine çektik. Tam duvarın dibindeki kovayı almak için eğildiğimde Hayri’nin ani bir hamleyle arkamdan sarılmasıyla irkildim. Beni itip duvara yapıştırdı.
“Hayri ne yapıyorsun sen? Bırak beni!” dedim telaş ve korkuyla… Hayri de,
“Yeter artık Nevin abla… Canıma tak dedi artık… Bıktım her gün seni düşünüp otuz bir çekmekten… İki saattir her yerini gösterdin bana… Şimdi sikeceğim seni, benim olcaksın!” dedi.
“Hayri manyaklaşma, sen benim oğlum gibisin… Seni ben büyüttüm, öz ablan sayılırım senin!” dedim.
“Ne dersen de… Seni sikmeden bırakmam!” dedi.
Ellerimi o kadar sıkı tutuyordu ki kurtulamıyordum. Arkama da dayanmıştı, duvarla arasında kalmıştım, kalkmış yarrağını kalçalarımın arasında hissediyordum. Birden ellerimi arkaya kıvırıp, ikisini de tek eliyle tuttu, sonra kafamdan temizlik için bağladığım başörtümü çekip aldı. Onunla ellerimi arkamda bağladı.
Sonra da tek eliyle belime sarıldı, öbür eliyle de göğüslerimi kurcalıyordu. Ordan eteğimin üzerinden amımı avuçlayıp okşamaya başladı. Çırpındım.
“Hayri lütfen yapma, bak Kenan amcan duyarsa öldürür seni!” dedim, ama o umursamıyordu, amımı avuçlamaya ve kalçalarıma abanmaya devam ediyordu…
Beni tutup masanın yanına götürdü, masaya domalır vaziyette yatırdı. Eteğimi belime kadar toplayıp, külodumu dizlerime kadar indirdi. Çıplak amımı avuçlamaya, parmaklamaya devam etti. Ben hala çırpınıyordum.
“Yapma Hayricim! Yapma, kıyma bana… Kötü olacak bu işin sonu…” falan desem de, fark ettim ki, resmen amım sulanmaya ve zevk almaya başlamıştım.
Çıplak amımı yeterince okşamış olmalı ki, bıraktı amımı… Fermuarın sesini işittim. Ardından kalçalarıma değen sıcak sertliğini, kasıklarının ateşini hissettim. Azgın çocuk, pantolonunu indirmiş olmalıydı. O sertlik kalçalarımda, aldığım zevkle ıslanan amımda dolaştı. Amımın sularında ıslanan sikinin başını arka deliğime sürttü birkaç kez… Ardından o başı ıslanmış sikini tek seferde köküne kadar amıma sokuverdi.
“Ahhhh…” diye bir çığlık kopardım. Kocamın sikini on senedir yiyordum ama, hiç bu kadar kalın hissetmemiştim. Oğlanın hatırı sayılır kalınlıkta bir siki olmalıydı. Arkamda gidip geliyordu şimdi… Hala beni arkama bağlı ellerimden tutuyor, diğer eliyle belimden kavramış, masaya bastırıyordu. Kaçma şansım yoktu.
Dizlerim titremeye başlamıştı bir süre sonra… Zevk alıyordum. Gencecik çocuğun kalın siki arkamdan amıma girip çıktıkça benim gözlerim kararıyordu zevkten…
“Ovvvv… Mımmmm…” diye inlemeye başladım elimde olmadan…
Hayri inlemelerimi duymuş, zevk aldığımı anlamıştı hemen… Elimi tutmayı bıraktı, iki eliyle birden belimi kavrayıp seri bir şekilde sikmeye başladı beni… Hızlı hızlı sokup çıkardıkça resmen ‘Şap, şup, şap, şup!’ sesleri yankılanıyordu.
Artık daha fazla dayanamadım. Kocamın sikini yemeyeli o kadar zaman geçmişti ki… Öyle bir boşaldım ki, dizlerim titreye titreye, kasıla kasıla, inleye inleye… Kocamın altında böyle boşaldığımı pek hatırlamıyordum. Bu halime ben bile şaşırdım.
Az sonra Hayri de orgazm sırasında kasılmalarımdan, inlemelerimden etkilendi, inleyerek içimde boşalmaya başladı. İçime bütün döllerini fışkırtıp amımdan çıktı ve arkadaki koltuğa oturdu. Ben de doğrulup ona döndüm. Dizlerimde derman kalmamış, masaya dayanıyordum. Oğlanın sikinden halen döl geliyordu. Ona bağırarak,
“Ellerimi çöz hayvan herif! Ne yapacağım ben şimdi, kocamın yüzüne nasıl bakacağım? Düpedüz tecavüz ettin bana köpek…” dedim. Hayri ise sırıtarak,
“Teknik olarak tecavüz sayılmaz abla… Ne yani, sen de zevk almadın mı? Boşalmadın mı? Daha ne istiyorsun?” dedi. Düşününce gerçekten zevk almıştım, boşalmıştım da… Cevap veremedim, haklıydı. Hayri yanıma gelip ellerimi çözdü ve
“Hem sen söylemezsen kocanın nerden haberi olacak ki? Kocana söyleyeceksin. Rezalet çıkacak. Hadi onu da bir yana bırak, ikimizi de bu zevkten mahrum mu bırakacaksın?” deyip, dudaklarıma yumuldu. Amımdan çıkardığı ıslak siki amıma değip duruyor, delirtiyordu beni…
Ben önce karşılık vermedim. Ama eşşoleşşek nerden öğrendiyse çok tatlı öpüyordu. Bir süre sonra ben de katıldım, dudaklarını kemirircesine öptüm. Ayakta çılgın gibi öpüşüyor, ellerimiz kollarımız birbirine karışarak bedenlerimizi okşuyorduk. Onun eli eteğimin altında dolaşıyor, ben dar gelen tişörtünü çıkararak sırtını, göğsünü okşuyordum.
Zevkten ve heyecandan dizlerimin bağı tutmuyordu. Hayri’yi koltuğa doğru ittim. Merakla bana bakarak gitti, koltuğa oturdu. Önünde dizlerimin üstüne çöktüm ve yarrağını ağzıma aldım, emmeye başladım. Hayri de saçlarımı okşuyordu. Yarağı yeniden ağzımda sertleşmişti.
Amımdan bacaklarıma süzülen döllerini hissedince,
“Dur, ben şu döllerini temizleyip geleyim!” dedim. Soyunup banyoya girdim ve amımdan akan dölleri temizledim. İçeri döndüğümde Hayri de tamamen soyunmuştu. Tekli koltuğa oturup bacaklarımı iki yana açtım ve
“Hadi bakalım, sen de benim amımı yala!” dedim.
Bu sefer o önümde diz çöküp amımı yalamaya başladı. Ben zevkten inliyordum. Sonra amımdan yukarıya doğru öperek çıktı. Göğüslerime geldiğinde,
“İşte en beğendiğim yerin Nevin abla… Şunlara bak, harikalar… Hem kavun kadar büyük hem de hiç sarkma yok, süperler!” dedi. Bir müddet göğüslerimi yaladıktan sonra boynuma, ordan da dudaklarıma geçti…
Dudaklarımı öperken, yarrağını amıma dayadığını hissettim. Yine köküne kadar soktu. Elimde olmadan ağzımdan bir ‘Ohhhh!’ çıktı. Hayri gülümseyerek amıma sokup çıkarmaya başladı. Dudaklarımı, boynumu öpüyor, aynı zamanda da yarrağını amıma köküne kadar sokup çıkarıyordu. Müthiş zevk alıyordum.
Sonra doğrulup, kalçamı öne doğru çekip, bacaklarımı omzuna koydu ve bana doğru yüklenip, yarrağını amıma tekrar soktu. Ben koltukta iki büklüm olmuş sikiliyordum. Hayri de hızla sokup çıkarıyordu. Ama boynum ağrımıştı, Hayri’ye söyleyince içimden çıktı hemen, ordan sandalye alıp üzerine oturdu, bana da,
“Gel bakalım Nevin abla!” dedi.
Yüzüm ona dönük bir şekilde yarrağını tutup amıma yerleştirdim ve üzerine oturdum. Ben oturup kalkarken, o da göğüslerimi yalıyor, arkama atttığı elleriyle de kalçalarımı sıktırıyordu.
Az sonra kasıla kasıla tekrar orgazm olup boşaldım. Dizlerim titriyordu, oturup kalmıştım yarrağının üzerinde. Bunu farkeden Hayri beni kaldırdı, elimden tutup yatak odasına götürdü. Yatağa yatırıp bacaklarımın arasına girdi ve yarrağını soktu ve gitgide hızlanarak amımı sikmeye başladı. Ben artık iyice kopmuştum, çılgın gibi,
“Sik Hayri, sik beni, sik Nevin ablanı, off harika, devam et!” diye inliyordum. Birden içimden çıkıp,
“Domal!” dedi, ben de hemen domaldım. O da arkamda yerini alıp yarrağını soktu amıma. O kadar sert ve hızlı sokup çıkarıyordu ki, dayanamayıp tekrar boşalmaya başladım. Yine dizlerimin bağı çözülmüş, yüz üstü yatağa uzanıp kalmıştım. Yarrağı da amımdan çıkmıştı. Hemen baldırlarımın üzerime oturup yarrağını o şekilde amıma soktu. Az bir süre sonra inleyerek tekrar amımın derinliklerine döllerini boşalttı. Sonra yan tarafıma yattı.
Ben zevkten yerimden kıpırdayamıyordum. Yüz üstü uzun süre yattım. Kafamı döndürüp Hayri’ye baktığımda, nefes nefese yatıyordu. Yarrağı da yarı kalkıktı. Ona doğru dönüp göğsüne öpücük kondurdum ve
“Muradına erdin mi?” diye sordum.
“Evet Nevin abla… En büyük arzum seni sikmekti. Her gece seni siktiğimi düşüne düşüne otuzbir çekiyordum, harikasın!” dedi.
Gururum okşanmıştı, teşekkür ederek yerimden kalktım, banyoya gidip soğuk suyla duş aldım, amımdaki dölleri çıkardım. İçeri döndüğümde Hayri giyinmiş ve gidiyordu,
“Nereye gidiyorsun, duş al da git!” dedim.
“Annem şüphelenir Nevin abla, evde alırım duşumu!” dedi.
“Tamam, ama yarın erkenden gel de şu eşyaları yerlerine çekelim, böyle dağınık mı duracak ortalık?” dedim.
“Herhalde gelirim, tadın damağımda kaldı!” dedi, sonra da dudaklarımdan öpüp gitti.
Genç ve azgın biri tarafından sikilmekten perişan olmuştum, koltuğa kendimi attığım gibi uyumuşum.
Ertesi günü Hayri söz verdiği gibi sabah erkenden geldi odayı toplamak için. Ama sikişmekten başka birşey yapmadık o gün de… Sonunda kavga dövüş, iki seviş, biraz iş, üç günde zor bitirdik odayı toparlamayı… Onunla halen fırsat buldukça sikişiyoruz, ki fırsat çok, nasıl olsa kocam sürekli yola gidiyo